Single Blog

Savaş Çığırtkanlıkları : Artık Yeter Demek Gerekmez Mi?

20. ve 21. YY içerisinde çok sayıda savaş yaşandı. Özellikle 1. ve 2. dünya savaşları olmak üzere pek çok cephede milyonlarca insan hayatını kaybetti ve günümüzde paravan terör örgütlerini kullanarak hareket eden bazı ülkeler halen savaş çığırtkanlığını sürdürüyor. Savaş politikalarının ve çığırtkanlıklarının devam etmesi için milyarlarca dolar harcayan ve harcatan derin güç odakları ve bu odakları besleyen think-tank kuruluşları, dünyada “savaşı durduracak tek şey savaştır” mantalitesi ile hareket etmektedir.

Bilindiği üzere 1. Dünya Savaşı sırasında Nazi Almanyası, çeşitli savaş odaklarının desteklemeleri ile Avrupa’da sıkıntılı sonuçlar yarattı. Aynı şekilde aynı güç odaklarının desteklemeleri ile Rusya’da Çarlık rejiminin yıkıldığını ve komünist rejimin kurulduğunu bilmekteyiz. Sovyet Rusya‘da ortaya çıkan komünizm; Lenin, Stalin ve Troçki döneminde dünya tarihi açısından travmatik sonuçlar yarattı.

Amerika Birleşik Devletleri‘nin Japonya’ya atom bombası atması, Kamboçya’daki katliamlar, Irak’a savaş ile barış getirme durumları halen gözlerimizin önündedir.

Amerika – İsrail ve Bazı Ortadoğu Ülkeleri Arasındaki Savaş Çığırtkanlığına Son Verelim

Amerika - İsrail ve Bazı Ortadoğu Ülkeleri Arasındaki Savaş Çığırtkanlığına Son Verelim
Amerika – İsrail ve Bazı Ortadoğu Ülkeleri Arasındaki Savaş Çığırtkanlığına Son Verelim

Amerika’da gücü elinde tutan önemli yapılar vardır. Bunlar siyasi otoritenin oluşumunda önemli rol oynarlar. Merkez Bankası, Pentagon, silah şirketleri, senatörler arasındaki menfi ilişkiler; Amerika Birleşik Devletleri’nin politikalarının belirlenmesinde önemli rol oynarlar. Ortaya çıkan politikalar ise özellikle silah şirketleri arasında çarkın dönmesi için oluşur. Mesele insanların ölmesi değildir. “Savaş olsun ki para kazanalım” psiklojisidir.

İsrail hassas bir ülkedir. Tıpkı İran gibi. İsrail, bulunduğu coğrafya itibari ile dini anlamda büyük hassasiyet taşımaktadır. Kudüs konusunda hassastır. Çünkü Kudüs, İsrail için kutsaldır ve bu konuda akılcı davranılmadığı takdirde ters tepki verebilirler. Ancak Kudüs, İslam ülkeleri için de önemlidir. Bu yüzden yıllardır İsrail ve İslam ülkeleri arasında gerilim yaşanmaktadır. Gerilimin giderek artmasında, dünyadaki derin güç odaklarının savaş çığırtkanlığını yaygınlaştırma isteği de yatmaktadır.

Bir kısım Ortadoğu ülkeleri, İsrail in hassasiyetini anlamadıkları için ve tabi radikalist bakış açısının getirdiği anlayış ile kendi gerilimlerini oluşturmaktadır. İsrail’in de kimi zaman Tevrat’a uymamasından dolayı ve derin güç odaklarının yönlendirmesi ile kolaylıkla kendini sert bir şekilde savunmaya yöneltmektedir. Bu da beraberinde gereksiz gerilim oluşumuna sebebiyet vermektedir.

Halbuki İsrail’de, özellikle Filistin’de ve diğer Ortadoğu ülkeleri de Kudüs konusunda barışçıl bir tutum sergileyebilirler. Fakat bu konuda iki tarafı da hem dini konuda ve hem siyasi konuda ikna edebilecek bir yapının oluşması şarttır. Bu yapının tavsiyeleri doğrultusunda Kudüs konusu bir daha savaş üzerine gündeme getirilmemelidir. Kutsal topraklar asla savaş malzemesi olmamalıdır.

Kuzey Kore ve Güney Kore Arasındaki Savaş Çığırtkanlığına Son Verelim

Kuzey Kore ve Güney Kore Arasındaki Savaş Çığırtkanlığına Son Verelim
Kuzey Kore ve Güney Kore Arasındaki Savaş Çığırtkanlığına Son Verelim

Koreliler çok onurlu milletlerdir. Kuzey Kore komünizm ile yönetiliyor ve silahlanmaya çok önem veriyor. Güney Kore ise dünyada teknoloji konusunda çok önemli bir role sahiptir. Kuzey Kore, komünist sistem yüzünden elbette dünya için büyük bir tehdittir. Ancak Kuzey Kore, dikkat edilirse derin dünya odaklarının teşvikleri ile silahlanmaya önem vermemektedir. Onurlarını korumak amacıyla hareket etmektedir. Bu onların tarzı bir şey diyemeyiz ancak bu onurlu davranışları belki de onları barışa davet konusunda bize bir umut oluşturabilir. Yine silahlanma konusunda iç işlerine müdahale etmeyebiliriz ancak şu an dünyada pek çok ülkede atom bombası varken sadece Kuzey Kore’yi hedef alıp onlara yönelik bir “siz tehditsiniz” düşüncesi bence çok yanlıştır.

Güney Kore ile Kuzey Kore çok rahat barış konusunda ittifak edebilirler. Yeter ki akılcı ülkeler devreye girebilsinler. Bu da bana göre günümüzde, Türkiye, Rusya ve Japonya olabilir gibi geliyor.

Belki bu şekilde sonuç alabiliriz.

Gerçek Savaş Çığırtkanı İngiliz Derin Devleti

Gerçek Savaş Çığırtkanı İngiliz Derin Devleti
Gerçek Savaş Çığırtkanı İngiliz Derin Devleti

İngilizler iyi insanlardır. Biraz egoları vardır ancak bu tolere edilebilir. Fakat İngiliz Derin Devleti tüm dünyadaki anarşiyi ve kaosu sürekli besleyen ve emirleri özel konseylerinden alarak hareket bir yapıdır. Tüm dünyada ağ olarak yayılmışlardır. Her ülkede temsilcilikleri vardır. Medya olsun siyaset olsun diğeri başka unsurlar olsun, İngiliz Derin Devleti’ni temsil eden çok fazla kişi ve yapı vardır. Medya manipülasyonlarını çok iyi yönetirler ve savaş çığırtkanlığı yaparlar.

Çoğu haberde tehdit unsuru olarak İngiliz Derin Devleti ile alakalı negatif ifadeler duyamazsınız. Bunu yansıtmazlar,  çünkü medyadaki adamları buna izin vermezler. Onlara bağımlı değilseniz sizi sindirmeye gayret ederler.

Siyasetteki adamları ise savaş politikakalarının devam etmesi ve kaosun oluşumun artması amacıyla, menfaatleri doğrultusunda hareket ederler. Kendilerini çok iyi gizleyen bu kişiler aslında savaş çığırtkanlığı konusunda ustadırlar. Emirleri de İngiliz Derin Devleti üzerinden alırlar. Karşı çıkmaları halinde makamlarından alınma konusunda tehdit edilirler.

Türkiye’nin Dünyayı Barışa Çağırmadaki Rolü

Türkiye'nin Dünyayı Barışa Çağırmadaki Rolü
Türkiye’nin Dünyayı Barışa Çağırmadaki Rolü

Türkiye; gerek birleştirici-bütünleştirici yönüyle, gerek bulunduğu coğrafya yönüyle ve gerekse manevi yönüyle pek çok ülke için bir köprü görevindedir. Ülkemizin bu konumda olması, haliyle tüm dünya ülkelerini barışa davet konusunda önemli bir rol biçmektedir. Barışa davet, hükümetin en önemli politikalarından birisi olmalıdır. Ancak ülkemize yönelik tehdit unsurlarına karşı barışa çağırma gibi bir saçmalık göstermemeliyiz. (Daha önce bu konuda PKK ile pazarlık saçmalıklarına girildi. Bu bir daha asla olmamalı)

Bahsettiğim yeniden Osmanlıcılık düşüncesi değildir. Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi, ülkeyi muasır medeniyetler sistemine ulaştırmayı vaadediyor. Muasır medeniyet olmanın en önemli yolu, hem güçlü bir ülke olmak ve hem de küresel çapta barışçıl bir yapıyı tüm dünyada dile getirmektir.

Gücünü sömürgecilikten alan ülkelere karşı, her yönüyle gücünü sevgiden ve barıştan alan bir ülke olmalıyız. BÜYÜK ve GÜÇLÜ TÜRKİYE işte böyle olmalıdır.

Sonraki yazımda görüşmek üzere. Sağlıcakla kalın 🙂

 

Comments (0)

Post a Comment

© Her Hakkı Saklıdır 2018 - Muhammet TAŞDEMİR