Single Blog

Kalite Sorunu : Çözmemiz Gereken En Önemli Sorun

Çok zorlu bir dönemden geçiyoruz. Bu dönem içerisinde pek çok olumsuz durum ile karşılaştık. Medyada, siyasette, eğitimde, mimari anlamda, dünya gündeminde, magazinsel konularda çok ilginç durumlara şahit olduk. Karşılaştığımız çoğu olayda gördüğümüz en büyük sorun ise KALİTESİZLİK. Bu ülkede çok ciddi bir kalite sorunu var.

Örnek olarak Milli Eğitim Bakanı İsmet YILMAZ ne demişti eğitimdeki kalite sorunu ile ilgili ne demişti bir bakın isterseniz:

 “Türkiye’nin gelişmesi lazım, Türkiye’nin güçlenmesi lazım ama gelişmenin de, güçlenmenin de temelinde eğitim var. Bizim kaliteyle ilgili problemimiz var. Öğretmenlerimize bir ömür boyu öğretmen akademisi kurarak eğitimini sağlayacağız. Öğretmen kaliteli olursa ürünü de, öğrencisi de kaliteli olur.” İsmet YILMAZ Milli Eğitim Bakanı - 29 Mayıs 2016

Bu örnek bir açıklama yukarıda da bahsettiğim gibi. Kalite sorununu giderme anlamında en azından fikirsel bazda destek verebilmesi için bu yazımı çeşitli başlıklar halinde genişletmek istiyorum:

Siyasi Alanda: Kalite ve Sanat Bakanlığı Kurulması

Çok sayıda bakanlık var ve görevlerini bir şekilde icra etmeye çalışıyorlar. İyi yapıyorlar veya kötü yapıyorlar, bu şu an konumuz değil. Ancak 24 Haziran seçimlerinde eğer başkanlık sisteminde karar kılınırsa ve Sn. Recep Tayyip Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi ile birlikte iktidara gelirse Cumhurbaşkanına bağlı yürütme organlarından biri de Kalite ve Sanat Bakanı ve Bakanlığı olmalıdır. Buna azami düzeyde ihtiyaç vardır.

Kalite ve Sanat Bakanlığı’nın görevleri neler olabilir?

 

  1. Bakanlıkta yer alacak bürokratlar ve çalışanlar, fikri manada kalite ve sanat yeterlilik testine tabi tutulmalı. Tabi bu test sadece sınav mahiyeti içermemeli, sözlü olarak en az 3-4 kademeli aşamalar olmalı.
  2. Plan ve projelerde, özellikle mimari de simetri esas alınmalı. İnce işçilik olmayan ve matematiksel temellere dayalı olmayan hiç bir mimari yapı inşa edilmemeli (Sarımsak ve sucuk heykelleri gördü bu gözler!)
  3. Bakanlıkta ağırlıklı olarak kadınlara yer verilmeli. Hatta Kalite ve Sanat Bakanı bile bir kadın olmalı. Kadınların erkeklerden daha ince düşündükleri bilinen bir gerçektir. 🙂
  4. Özellikle milletten gelebilecek önerilere karşı açık olmalı. Bu konuda bakanlığa bağlı bir iletişim merkezi ve e-portal mutlaka olmalı.

Tüm bu ve buna benzer görevler ile kalite ve sanat bakanlığı yeni sistemde önemli görevler yapabilir.


Eğitim Alanında : Genel Kültür ve Sevgi Odaklı Bir Müfredat

Müfredatımız çok teknik ve sıkıcı bir müfredat. En azından benim için öyleydi. Şu an hangi öğrenciye sorarsanız sorun, okula gidip gelmeyi çok sıkıcı bir eylem olarak görüyor. Dersler saçma sapan sıralarda dinleniyor, çoğu zaman ders sırasında uyunuyor. Eğer arka sıralarda iseniz bu kaçınılmaz zaten 🙂

Bir kısım öğretmenlerimiz ise maalesef izin süresi uygun ve maaşı nispeten iyi olduğu için öğretmenliği tercih ediyor. Bu o kadar samimiyetsiz ki, öğrencilerde maalesef bu tarz bir öğretimi veren öğretmenler ile karşılaşınca ortaya inovatif yani yenilikçi sonuçlar ile karşılaşmıyor.

Yeni Bir Müfredat İnşa Etmeliyiz. Peki Nasıl? Ne Şekilde?

İlkokul düzeyindeki müfredat içerisinde genel kültür kuralları, edep adap kuralları, kaliteli birey olma kültürü gibi dersler ile çekirdek halindeki çocuğu güçlü tutmak ile başlayabiliriz. Sayısal bilimler tabi ki çok önemlidir. Bunlara da yer verilmeli. Ancak ilk sene veya ilk 2 sene mutlaka kaliteli bir birey olma yolunda temel öğretimleri yapmamız gerekir. Bir nevi saray erkeği ve saray kadını olmak gibi. Bu konuda İngiliz veya Japon kültüründen faydalanıp kendimize uyarlayabiliriz. Ya da geçmişimizden referans alabiliriz.

Sevgi Temelli Müfredatın Önemi

Yeni Türk Eğitim Müfredatı’nda temeller mutlaka sevgi üzerine kurulmalıdır. Sevgisiz bireylerin yetişmesinin önüne mutlaka geçilmelidir. Eğitim kaliteyi sağlamak için her şeyden önce yetişecek öğrencileri sevgi temelli bir eğitim öğretim ile yetiştirmek gerekir.

Gelecek neslin çevreye, doğaya, insanlara karşı göstereceği sevgi ve saygı; yeni neslin yetişmesinde olmazsa olmazdır.


Dini Alanda : Teknik İnanca Değil Samimi İnanca Yönelmek

İnanç veya iman teknik bir konu değildir. Senelerce ilahiyat okuyup, fıkıh kitapları bitirip din konusunda uzman olunmaz. Bu ruhbanlık anlamına gelir. Ruhban sınıfı, imani konuları teknik detaylara bağlarlar. Şuna göre şu helaldir buna göre bu haramdır, şu şöyle olsa dine uygun olmaz vs. vs. Halbuki samimi dindarlık insanı ikiyüzlülüğe itmez. Hayatı kolaylaştırır. İnsanın hayatını kolaylaştıracak unsurları insana sunar ve zarar verecek şeylerden uzak tutar.

Samimi inanç beraberinde saygıyı da getirir. İslam’da belirtilen hüküm çok açıktır :

“Dinde zorlama yoktur. Çünkü doğruluk, sapıklıktan ayırd edilmiştir. Artık her kim tâğutu inkar edip, Allah’a inanırsa, sağlam bir kulpa yapışmıştır ki, o hiçbir zaman kopmaz. Allah, her şeyi işitir ve bilir.” Bakara Suresi 256. Ayet

Herkes kendi inancında samimi olursa, kimse kimseyi kandırmaz ve kendi inancı konusunda zorlamaz. Allah bunu haram kılmıştır zaten. Güzel bir davet ile doğru olana davet etmek en doğru olanıdır. Teknik inanç kalbe hitap etmez. Samimi inanç ise en güzel olandır.

Sonuç Olarak;

Daha sayamacağım pek çok alanda kaliteye ihtiyacımız var. Çok zor zamanlar atlattık ve artık kendimize gelmemiz gerek. Liyakat üzerine hareket edersek kalite de beraberinde gelecektir.

Bir sonraki yazımda görüşmek üzere.

Comments (0)

Post a Comment

© Her Hakkı Saklıdır 2018 - Muhammet TAŞDEMİR